Ayşenur Asuman UĞUR | Official Website

Sihirli Mantarların Kontrolsüz Etkileri Kontrollü İyileştiriciye Dönüşebilir mi?…

Sihirli Mantarların Kontrolsüz Etkileri Kontrollü İyileştiriciye Dönüşebilir mi?…
16 Haziran 2017 - 16:10 'de eklendi ve 34 kez görüntülendi.

Sihirli mantarlardan biri olan Psilocybe semilanceata‘nın zihin üzerindeki olumlu etkilerine ilişkin kanıtlar artıyor. Aralarında umut vaat eden iki klinik deneyin de bulunduğu çok sayıda çalışma, bu mantarın etken maddesi olan “psilosibin“in, ağır depresyon ve anksiyete ile baş etmede yardımcı olabileceğini ortaya koydu. Mantarların tam olarak neler yapıp yapamayacaklarını açığa çıkarmak bilimciler için kolay değil. Çünkü pek çok ülkede hâlen Şema-1 olarak sınıflandırılmış durumdalar; yani “kabul edilmiş tıbbi kullanımı yok” ve de yasadışı.

Sihirli mantarlara ilişkin yargıya varmayı güçleştirenlerden biri de, kişilerin anlık duygu durumu ve düşünce tarzına bağlı sonuçlar doğurabilmesi. Dahası, kısa süreli yoğun iyi ya da kötü “trip” geçtikten yıllar sonra bile, herhangi bir zamanda kontrol dışı triplerin ortaya çıkabiliyor olması. Yani beyin bir kez psilosibin sayesinde bazı bağlantıları kurdu mu, onları kişinin ömrü boyunca beklenmedik bir zamanda yeniden canlandırabilme riski mevcudiyetini koruyor. Dolayısıyla bir kez mantar yiyen kişi, ilerleyen yıllarda diyelim bir iş toplantısı sırasında ya da yerine getirmesi gereken bir sorumluluk altına girdiği bir anda, hiç istemeyeceği bir şekilde farklı mantar etkileri hissetmeye başlayabiliyor.

Üstelik sihirli mantarlar ortak adıyla bilinen farklı mantar türleri, içerdikleri maddelerin farklı olması ve ayrıca aynı türün her örneğinde de farklı miktarda bulunmaları nedeniyle, hiç beklenmedik etkiler yaratabiliyor. İşte bu nedenle, sihirli mantarları gönül rahatlığıyla önerebilmek mümkün olmuyor.

İyi Hissettiren Halüsinasyonlar

Mantarların zihin ve beden üzerindeki şimdiye dek netleştirilen etkilerinden biri şu ki, insanın kendini iyi hissetmesini sağlayabiliyor. Uyuşturucunun Kötüye Kullanımı Ulusal Enstitüsü’ne (İng. National Institute on Drug Abuse) göre, sihirli mantarlar düşük dozda kenevirin etkilerine benzer rahatlama hislerine neden olabilir. LSD ya da peyote kaktüsü (Lat. Lophophora williamsii, Aldous Huxley’nin Algı Kapıları kitabında etkilerini anlattığı kaktüs) gibi diğer halüsinojeniklere benzer biçimde, mantarların da etkilerinin büyük bölümünü, beyindeki serotonin nörotransmitteri kullanan nöral bağlantılar üzerinde etki yaparak ürettikleri düşünülüyor. Yani sihirli mantarlar beynin prefrontal korteksini etkiliyor; bu bölge soyut düşünce ile düşünce analizinden sorumlu ve kişinin modu ile algısı üzerinde kilit rol oynuyor.

Mantarların diğer bir etkisi, insana halüsinasyon gördürebilmeleri. Kullananların çoğu, sesleri görmek ya da renkleri duymak gibi şeylerden, yani sinesteziden söz ediyor. 2014 yılında yapılan bir çalışmada ilk olarak bu etki, psilosibinin beyin ağları arası iletişimi etkileme biçimine atfedildi. Araştırmacılar tarafından maddeden 2 miligram verilen kişilerde, beynin normalde nadiren karşılıklı etkileşen veya hiç karşılıklı etkileşmeyen çeşitli bölgeleri arasında yeni ve çok güçlü etkinlikler saptandı. Bu halüsinasyonlar, mantarların depresyona nasıl iyi geldiğinin anlaşılmasına yardım edebilir.

Psilosibin verilen (sağda) ve verilmeyen (solda) beyin bağlantıları arası fark görülüyor.

Depresyon ve Benlik Bilinci

Imperial College London’dan sinirbilimci Davis Nutt, 2012 yılında yayımladığı psilosibin araştırmasında, maddeyi alan insanların beyin aktivite desenlerinde de değişimler bulmuştu. Beynin bazı bölgeleri daha etkin duruma gelirken, bazı bölgeleri de sessizleşiyordu. Sessizleşen bölgelerden biri, kişinin benlik bilinci ile ilişkilendirilen beyin kısmıydı. Nutt’un düşüncesine göre, depresyondaki insanlarda bu benlik bilinci bölgesindeki beyin devrelerinin arasındaki bağlantılar aşırı güçleniyor. “Depresif düşünceler içindeki insanların beyinlerinde aşırı bir bağlantı durumu oluşuyor,” diyor Nutt. Bu bağlantıları gevşetmek ve başka bağlantılar oluşturmak, kişiye yoğun bir rahatlama hissi verebiliyor.

Psilosibin maddesi üzerinde beş yıl süre ile yapılmış olan bir çalışma ise maddenin mental hastalıklar için cerrahi müdahale görevi görebileceğini ileri sürüyor. Psilosibinin, depresyonla boğuşan ve ölümcül hastalığa yakalanmanın psikolojik sıkıntıları ile mücadele eden hastalar üzerindeki etkilerine ilişkin iki kontrollü klinik deneyden gelen sonuçlar, bu maddenin günün birinde depresyon ve anksiyete tedavisinde güçlü bir araç hâline gelebileceğine işaret ediyor.

Deneylerden biri, New York Üniversitesi, diğeri ise Johns Hopkins Üniversitesi araştırmacıları tarafından gerçekleştirildi. Psilosibin deneyiminden altı ay sonra, Johns Hopkins katılımcılarının %80’i depresyon ve anksiyete semptomlarında dikkate değer bir azalma gözlemledi; bu psikiyatrik değerlendirmede altın standarttır. NYU ekibi de, tek bir saykodelik tripten 6,5 ay sonra, katılımcılarında %60 ile %80 arası bir kısmının benzer şekilde azalmış anksiyete ve depresyon olduğunu belirtti.

Anksiyete ve Yüce Bilinç

Bazı araştırmacılar, mantarların kaygı, endişe ve huzursuzluk hislerini dindirme etkisi olduğunu da belirtiyorlar. Psilosibin maddesinin, şiddetli kaygı bozukluğundan muzdarip kanser hastaları üzerindeki etkisini inceleyen bir NYU araştırmasının sonucunda, bunu destekleyen bulgular elde edildi. 2014 yılında bu araştırmada katılımcı olarak yer alan Nick Fernandez, girdiği tripte manevi bir yolculuğa çıktığını ve kendisinden daha büyük bir gücün varlığını gördüğünü ifade ediyor: “Bir anda içimde birşey parladı ve tüm o kaygılarımın, savunmalarımın, güvensizliklerimin aslında endişe verici şeyler olmadıklarının farkına vardım.”

NYU psikoterapisti Jeffrey Guss, katılımcıların çoğunun benzer deneyimler yaşadığını söylüyor. “Bunu iyileşme sürecinin bir parçası olarak görüyoruz,” diyor Guss. Fakat şu ada var ki, maddenin etkisi altındayken kendinizi huzursuz da hissedebilirsiniz. NYU araştırmasındaki raporların bir kısmında, katılımcılar şiddetli huzursuzluk ve rahatsızlık içinde olduklarını belirtmişler; bu durum trip sırasında birkaç dakikadan birkaç saate kadar değişen bir aralıkta görülmüş. Ancak bu evre atlatıldıktan sonra katılımcıların bir bölümü rahatlama hissetmeye başladıklarını ifade etmişler. Etkinin kişiden kişiye çok değişken olduğu görülmüş.

Latince adıyla “Psilocybe semilanceata” türü mantar

Mantarın Kısa ve Uzun Vâdeli Etkileri

Tüm bu olası deneyimlere ek olarak, sihirli mantarlar yiyen kişinin gözbebeklerinin büyümesine neden oluyor. Artan serotonin düzeyi, bu etkiyi yapıyor. Ayrıca zaman algısı çarpıklaşıyor ve kişi, zamanı yavaşlamış gibi algılıyor. Çoğu kişide hayalgücünü kuvvetlendirip, yaratıcılığı arttırıyor. Bazı insanlar, bedenlerinden ayrılma deneyimleri yaşadıklarını anlatıyor. Mantarı yedikten 20 ilâ 90 dakika kadar sonra, kişiler kendilerinin başka bir versiyonunu görmeye başlayabiliyorlar ve bunu “beden dışı deneyim” olarak yorumluyorlar. Bu halüsinojen etki 12 saate kadar uzayabiliyor.

Peki bu kısa vâdeli etkilerin dışında ne gibi sonuçlarla karşılaşılabilir? Katılımcılara bir yıl sonra deneyimleri hakkında ne düşündükleri sorulduğunda, üçte ikisi bunun yaşamlarındaki en önemli deneyimlerden biri olduğunu söylemişler. Bir kısmı da süregiden halüsinasyonsu algılardan söz etmiş. Bu durumu ender rastlanan bir bozukluk olan HPPD (İng. hallucinogen persisting perception disorder) ile ilişkilendirenler var. 1960’lardan bu yana, halüsinojenik maddeleri, tipik olarak da LSD’yi kullanan kişilerde, kullanımdan çok sonraları bile ortaya çıkabilen halüsinasyonlar olabildiği biliniyor. Henüz HPPD’nin net bir tanımı yapılabilmiş değil. Harvard Tıp Okulu’ndan John Halpern, bunun bazı bireyler için kaçınılmaz göründüğünü, LSD kullandıktan sonra başka hiçbir tıbbi ya da psikolojik duruma atfedilemeyecek algı bozukluklarının herhangi bir zamanda ortaya çıkabildiğini belirtiyor.

Kaynak: Science Alert, “Here’s What Magic Mushrooms Do to Your Body And Brain”

KAYNAK: BİLİMFİLİ / https://bilimfili.com/sihirli-mantarlarin-kontrolsuz-etkileri-kontrollu-iyilestiriciye-donusebilir-mi/ / Sihirli Mantarların Kontrolsüz Etkileri Kontrollü İyileştiriciye Dönüşebilir mi? / SEVKAN UZEL

SON HABERLER
İLGİLİ HABERLER