Ayşenur Asuman UĞUR | Official Website

Basitleştirmek Neden Her Zaman İşe Yarar Bir Yol Değildir?…

Basitleştirmek Neden Her Zaman İşe Yarar Bir Yol Değildir?…
03 Mart 2017 - 13:04 'de eklendi ve 90 kez görüntülendi.

Karıncalar basit canlılardır. Basit kurallarla yaşarlar: Eğer bir parça yiyecek görürsen, onu al ve taşı; eğer bir yiyecek yığını görürsen, taşıdığın şeyi oraya bırak. Bu tarz bir basit davranıştan, bir karınca kolonisi ortaya çıkar.

Biz insanlar da karıncalar gibiyizdir. Bütün karmaşıklığımıza karşın, dünyaya basit biçimlerde tepki veririz. İçerisinde bulunduğumuz dünya son derece karmaşıktır, fakat bu karmaşıklıkla başa çıkma yetimiz sınırlıdır. Karmaşayı görmezden gelmek ya da onu saklamak adına basit çözümler ararız.

Sonuç olarak da eylemlerimizin genellikle istenmeyen yan etkileri oluşur. Bu durum da istenmeyen eğilimler, kazalar ve felâketler ortaya çıkarır.

Duyularımız, sürekli olarak beynimizin işleyebileceğinden çok daha fazla veri ile adeta bombardımana maruz kalır. Duyusal sistemlerimiz, bu veri yoğunluğunu filtreleyerek çevremizi anlamlı bir şekilde yorumlamamızı sağlar.

Dahası, kısa süreli hafızamızın sınırları, basitleştirme ihtiyacımızı kolaylaştırır. Psikolog George Miller tarafından yapılan bir araştırmada, kısa süreli hafızamızın tek seferde yalnızca birkaç bilgi yığınını işleyebildiği ortaya koyulmuştur (7+-2 kuralı).

Örneğin, bir dizi rastgele harf verildiğinde, siz, tek seferde, muhtemelen bu harflerden yalnızca yedi tanesini hatırlayabilirsiniz, fakat, harfler tanımlanabilir bir yığın olarak, örneğin; kelimeler gibi, verildiğinde çok daha fazla sayıda harfi hatırlayabilirsiniz. Telefon numaralarının özgün olan kısımlarının yedi haneli olması da bu kural çerçevesindedir (0XXX 123 45 67).

Hayatı Basitleştirmek

Beynimiz, karmaşa ile başa çıkmak için önemliyi önemsizden ayırt etme ve gereksiz detayları filtreleme kapasitesine sahiptir. Girdiğiniz yerin dört duvarı, bir zemini ve tavanı olduğunu gördüğünüzde, bir odaya girdiğinizi anlarsınız ve detayları görmezden gelebilirsiniz. İşte bu durumu, bilişsel psikolog Jean Piaget; benzer durumlara cevap vermeyi öğrendiğimiz temel bir mental yöntem olarak “şema” şeklinde tanımlar.

Birey olarak, hayatımızdaki karmaşa ile onu gizleyerek ya da görmezden gelerek başa çıkmaya çalışırız. Zihinsel şemalarımız ise bu durumun bir biçimidir. Alışkanlıklarımız ise bir diğeridir.

Ayrıca, geleneksel bilgeliği kullanarak karmaşık karar verme durumumuzu basitleştiririz. Bu durum, basit göz kararı hesaplamaları takip etmeyi, güvendiğimiz ya da saygı duyduğumuz bir insanın tavsiyelerini dinlemeyi ve kendimizi ait hissettiğimiz bir grubun ya da topluluğun inanç ve tutumlarını benimsemeyi içerir.

Toplum, karmaşayı idare edebilmenin oldukça fazla yöntem ve yoluna sahiptir. Örneğin; büyük organizasyonlarda hiyerarşik olarak bölünmelere neden olan “böl-yönet” yaklaşımı oldukça yaygın görülen bir yöntemdir. Böylelikle birimlere ayrılarak karmaşanın üstesinden gelme durumu daha basite indirgenmiş olur.

Bir diğer yöntem ise, sınırlandırmalardır, örneğin; yasalar, trafik kuralları ve reklam standartları gibi, hepsi de potansiyel olarak zararlı etkileşimlerin ortaya çıkmasını sınırlandırır. Bir ev mimarisi, yaşam alanını; yemek, yatak, oturma ve diğer aktiviteler için ayrı odalara böler.

Basitleştirmek Neden Her Zaman İşe Yarar Bir Yol Değildir?

Çevremizdeki dünya, beklediğimiz şekilde işlediği sürece; sadelik, faydalıdır. Ancak, ne var ki; dünyamız oldukça karmaşıktır, dahası bizim onu tanımlarken kullandığımız zihinsel modellerden hatta bilimsel modellerden bile çok daha karmaşık olabilir.

Özellikle de koşullar değiştiğinde; gözden kaçırılan etkiler, bir modelin başarısızlığına neden olabilir. Örneğin, basit bir örnek olarak; kişisel eşyalarınızı –mesela anahtarlarınızı– her zamanki yerine koymadığınızda.

Anahtarlarınızın bulunduğu yer “modellemeniz” çöker ve uzunca bir arayışa girebilirsiniz. Değişen koşullar, aynı zamanda da çoğunlukla kazaların ortaya çıkmasının altındaki nedendir. Havacılığın tarihi, artan güvenliğine rağmen, beklenmedik koşulların ortaya çıkmaya devam ettiğini ve felâkete neden olduğunu gösteriyor.

Yeni teknolojiler, genellikle hayatımızı kolaylaştırma üzerine kuruludur, fakat, kaçınılmaz olarak da toplum üzerinde yan etkiler oluşturur. Örneğin, emekten tasarruf sağlayan cihazların eve girmesi, çekirdek ailenin çöküşü gibi bazı toplumsal değişikliklerin basamaklarını oluşturuyor.

Karmaşık problemlere çözüm üretmek için yaşamı başkalarına güvenmeye yönlendirmek basitleştirici bir unsurdur. Bu yüzden de; danışmanların, uzmanların veya siyasi liderlerin toplumun sorunlarına cevap verdiklerini varsayıyoruz.

Karmaşıklığı anlama konusundaki yetersizliğimiz, bir duruma yönelik herhangi bir değerli çözümün basit olması gerektiğine inanmaktadır. Bu tutum, belki de bugün bilime ve bilimsel düşünceye dair geniş bir toplamın görmezden gelme davranışını açıklamaktadır. Çünkü halkın anlayabileceğinden çok daha teknik ve karmaşık hale gelmiştir. Dolayısıyla, özellikle de bilimin bulguları hoşa gitmeyen bir biçimde olduğunda insanlar genellikle bilimin mesajlarını görmezden geliyor ya da reddediyor.

Herhangi bir değişiklik, insan hayatına karmaşa getirir. Karmaşık meselelerle karşı karşıya olmak yerine, bazı insanlar, reddetmeye doğru yönelirler, dolayısıyla da değişimin olmadığı ve hayatları her zaman olduğu gibi devam edebilen daha basit bir geleceğe inanmayı tercih ederler.

Günümüz dünyası sürekli ve hızlı bir değişim halindedir. Ekonomik ilişkiler, sınıfsal çelişkiler, politik çalkantılar, çevresel tehditler ve yeni teknolojideki patlamalar oldukça karmaşıktır ve toplumsal bir alt-üst oluş ihtimallerini bünyesinde barındırmaktadır. Bu açıdan bakınca, ülkemizin son yıllarını, geniş bir toplam açısından basitlik tutkusunun bir yansıması olarak değerlendirmek mümkündür.

Peki, post-gerçeklik ve sahte-bilim çağında, ne yapabilirsiniz?

Her zamankinden daha çok, basit sloganları eleştirmeden ve sorgulamadan takip etme tutumundan kaçınmalısınız. Her şeyden önce, karmaşıklığın; şeyler arasındaki bağlantıların zenginliğinden kaynaklandığını aklınızdan çıkarmayın. Daha geniş bağlamı görmezden gelmek, eylemlerin ve fikirlerin yan etkilerini göz önüne almamak bizi tehlikeye atacaktır.

GÜRKAN AKÇAY

 

Kaynaklar:

– Miller, J. G. (1962). Information input overload. Self-Organizing Systems, 61-78.

– Journal of Verbal Learning and Verbal Behavior. “The role of semantic and syntactic constraints in the memorization of English sentences.” http://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0022537164800529

– Piaget, Jean. The origins of intelligence in children. Vol. 8. No. 5. New York: International Universities Press, 1952.

– Jean Piaget. https://tr.wikipedia.org/wiki/Jean_Piaget

– Review of general psychology.“Confirmation bias: A ubiquitous phenomenon in many guises.” http://psycnet.apa.org/?fa=main.doiLanding&doi=10.1037/1089-2680.2.2.175>

– TheConversation. “Simple thinking in a complex world is a recipe for disaster.” https://theconversation.com/simple-thinking-in-a-complex-world-is-a-recipe-for-disaster-69718

– BilimFili.com . “Katı yakıtlar yanarken neden duman çıkartırlar?” https://bilimfili.com/bilimsel-dusunmek-neden-daha-zor-geliyor/

Bu yazının kaynağı: https://bilimfili.com/karmasik-dunyada-basit-dusunmek-felakete-goturebilir/ BİLİMFİLİ / Karmaşık Dünyada Basit Düşünmek Felakete Götürebilir / GÜRKAN AKÇAY

SON HABERLER
İLGİLİ HABERLER