Ayşenur Asuman UĞUR | Official Website

Kleptomani (Çalma Hastalığı) Nedir? Tedavisi Nasıldır?…

Kleptomani (Çalma Hastalığı) Nedir? Tedavisi Nasıldır?…
17 Mart 2017 - 15:48 'de eklendi ve 135 kez görüntülendi.

Kleptomani, çalmaya karșı olan dürtülere karșı direnç gösterememe veya direnç göstermede zorluk yașanan ve DSM tanı sisteminde Bașka Yerde Sınıflandırılmamıș Dürtü Kontrolü Bozuklukları bașlığı altında yer alan bir bozukluktur. Kleptomanide çalmaya karșı olușan dürtüler kișisel kullanım için gereksinilmeyen veya parasal maddi değeri olmayan nesnelere yönelik olmaktadır.

DSM-IV’e göre kleptomanisi olan bireyler çalma davranıșı öncesinde bir gerginlik yașarlar ve bu gerginlik sürekli bir artıș gösterir. Süreç ilerledikçe ve çalma eylemi olușunca kleptomanik bireyler eylemden haz alma, doyum sağlama duygusu yașarlar ve rahatlama süreci bașlar. DSM sisteminde tanı koyabilmek için ortaya çıkan bu çalma eyleminin bir kızgınlık ve öfke sonucu ortaya çıkmaması, intikam almak için kullanılan bir araç olmaması, olası bir psikotik süreçle ilișkili olarak sanrı veya halüsinasyon ile ilișkisi bulunmaması gerekmektedir; ayrıca ortaya çıkan çalma davranıșı bir manik epizod ile veya antisosyal kișilik bozukluğu ile daha iyi bir șekilde açıklanamamalıdır.

Kleptomanide Tedavi Seçenekleri

Kleptomani uzunca bir süredir bilinmesine rağmen altında yatan etiyoloji halen tam olarak açıklığa kavușturulamamıștır ve bu nedenle çeșitli farmakoterapi ve psikoterapi uygulamaları ile kleptomanide farklı tedavi
yaklașımları literatüre girmiștir. Psikoanalitik psikoterapi yöntemleri, davranıșçı psikoterapi yöntemleri ve farmakoterapiler bu bozuklukta denenmiștir. Diğer yandan tedavi uygulamaları ile incelenen hasta sayısı oldukça
azdır ve literatür genelde olgu sunumu ve olgu serilerinden ibarettir. Bozukluğun klinik ortamda nadir rastalanan bir durum olması ve yeterli sayıda olguyu bir çalıșma için toplamanın güçlüğü nedeni ile de kontrollü çalıșmalar kleptomani açısından kolayca yapılamamaktadır. Bugün için Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinin (FDA) kleptomani tedavisinde onayladığı herhangi bir ilaç bulunmamaktadır.

Kleptomaninin tedavisi oldukça güçtür ve her zaman tam bașarı ile gerçekleșememektedir. Çalma davranıșını komplike hale getiren önemli bir sorun sıklıkla eșlik eden depresyon, anksiyete, kimlik sorunları veya diğer emosyonel sorunların varlığıdır. Psikiyatrik bozukluğu olan hastalarla yapılan çalıșmalar göstermektedir ki kleptomani psikiyatrik hastalıklar arasında sık olarak karșımıza çıkmaktadır. Tedavi bașarısını olumsuz yönde etkileyen bazı unsurlar Goldman tarafından ortaya konmuștur. Kleptomaninin doğru tanısının konması etkin edavinin sağlanmasında birinci basamak olacaktır ki kleptomaninin bazı özellikleri tanısının erken konulmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Çoğu hasta yașadıkları utanç verici bu davranıșı hekimle paylașmaktan çekinmektedirler ve hekimlere kleptomaninin yerine eșlik eden diğer ruhsal sorunların semptomları aktarıldığından tanı gecikmektedir. Altta yatan depresyon gibi bazı psikiyatrik sorunların tedavisi kișiye yardımcı olamamaktadır. Kleptomanide tedaviye engel olan bir direnç bulunmaktadır. Dolayısı ile bu olgularda tedaviyi sınırlayan durumlara göz atmak gerekecektir. En bașta hastalığın saptandığı dönemin geç dönemler olması önemli olmaktadır. Aradan uzunca zamanın geçmesi tedaviyi güçleștirmektedir. Hasta açısından bir tedavi ilișkisine girmek ve tedavi sürecinde bulunmak da güç olmaktadır.

Semptomların ortaya konması diğer önemli bir durumdur. Birçokları kendilerince daha önemli olduğunu düșündüğü diğer psikiyatrik sorunlar yanında kleptomanik davranıșın önemli olmadığını düșünmektedirler. Çoğu zaman hastalar, ilișki sorunlarına, intihar düșüncelerine, aile veya iș yerindeki krizlere odaklanmakta ve kleptomanik yakınmaları geri plana atmaktadırlar. Hastaların diğer yakınmaları nedeni ile tedavi olmaları halinde de eğer kleptomanik yakınmalar gizlenmeye devam ediliyorsa süreçte ilerleme sağlanamamakta ve tedavi bașarısı görülememektedir. Hastalar ise bu süreci olumsuz yönde etkileyen bir ambivalansı sıklıkla yașamaktadırlar. Tedavi bașarısızlığında önemli bir etken de hastalara yeterli ve doğru bir tedavi uygulayamamanın etkisidir. Zaman zaman hekimler altta yatan psikiyatrik bozukluğun tedavisi ile kleptomanin tedavi edileceğini düșünmektedirler. Fakat bunun sadece kısmi bir yarar sağlayacağı unutulmamalıdır. Diğer yandan etkin tedavi seçeneklerinin kısıtlı olduğu bilinmeli ve her hastanın bireysel olarak değerlendirilmesi üzerinde durulmalıdır. Diğer yandan bazı hastalarda doktoru kandırma davranıșı ortaya çıkabilmektedir. Hastalar içten gelen büyük bir güçle belli bir davranıșa zorlanmaktadırlar ve kendi ruhsal dengelerini korumak durumunda kalabilmektedirler ve bu durumda tedaviye karșı tutumları farklı olabilmektedir. Çoğu olguda ayrıca doktor – hasta terapötik ilișkisi yeterli bir șekilde kurulamamaktadır ve terapötik süreci olumsuz etkileyen gelișmelere götürebilmektedir. Diğer yandan kendi isteği ile bașvurmayan veya yakınlarının zoru ile getirilen ya da mahkeme tarafından tedavisi istenen olgularda ise daha ciddi
bir tedavi direnci ortaya çıkmaktadır.

Kleptomani Tedavisinde Farmakoterapi (İlaçlı Tedavi)

Selektif Serotonin Geri Alım İnhibitörleri

Dürtü kontrol bozukluklarının farmakolojik tedavilerinin sağlanmasında örneğin patolojik kumar, tıkınırcasına yeme bozukluğu ve trikotillomani gibi durumlarda seçici serotonin gerialım inhibitörlerinin (SSGİ) kullanımı öne çıkmaktadır. Diğer yandan SSGİ kullanımının dürtü kontrol bozukluklarındaki yeri halen tartıșmalıdır ve elde edilen sonuçlar daha çok yeni ve azdır. Bunların yanında bașta kompulsif alıșveriș olmak üzere bazı çift kör kontrollü çalıșmalarda SSGİ’lerin dürtü kontrol bozukluklarındaki tedavi etkinliği ise yetersiz bulunmuștur. Dolayısı ile SSGİ’lerin kleptomanide kullanımları üzerinde bir fikir birliğine varılamamıștır. Bugün için kleptomani tedavisinde hem SSGİ’ler ve hem de diğer farmakolojik ajanların kullanımı ile ilgili çift kör çalıșmalar halen yapılamamıștır. Ancak bu bilgilerin yanında kleptomaninin bașlangıçta obsesif kompulsif bozukluğun bir formu olduğu düșüncesi ile bașlangıçtaki tedavi yaklașımları SSGİ’ler olmuștur.

SSGİ’lerin bu bozukluklarda kullanımındaki temel yaklașım, beyinde çeșitli bölgelerdeki sinapslarda serotonin düzeylerinin değișikliğinin bulunduğunun ve bu ilaçların hem dürtü kontrol bozukluklarında ve hem de bu bozukluklara eșlik eden bir çok psikiyatrik bozuklukta faydalı olabileceği varsayımı olmaktadır. Kleptomani ile obsesif kompulsif bozukluğun, patolojik kumar oynamanın ve trikotillomaninin fenomenolojik benzerlikleri, sınıflama sistemlerinde aynı gruplarda değerlendirilme eğilimleri ve ortak etiyolojik yaklașımlarda yer almaları bu bozuklukların tedavilerinde de benzer ilaçların ve yaklașımların kullanılabileceğini düșündürmüștür.

SSGİ’lerin bașarılı kullanımları diğer dürtü kontrol bozukluklarından patolojik kumar, trikotillomani ve obsesif kompulsif bozukluklarda bildirilmiștir. Benzer șekilde kleptomaninin tedavisinde SSGİ kullanımı bașlangıçta olgu sunumları ile literatüre girmiș ve olumlu tedavi yanıtı bildirileri ile fluoksetin, paroksetin ve fluvoksamin gibi SSGİ’ler kleptomanide monoterapi olarak kullanılmıștır. Kleptomanide SSGİ kullanımı ile ilgili bildiriler olumsuz tedavi yanıtlarını da ortaya koymuștur ve bu tedavi yaklașımını tartıșmalı hale gelmiștir. Literatürde kleptomani tedavisinde SSGİ yanıtının en fazla sağlandığı ajan olarak fluoksetin öne çıkmaktadır. Diğer yandan McElroy ve arkadașları 20 hastalık bir olgu serisinde iki olgunun fluoksetine iyi yanıt vermesinin yanında yedi hastanın fluoksetine yanıt vermediğini bildirmișlerdir.

Diğer bir olgu serisinde, 15 hastadan 8’inin fluoksetin kullandığı bunlardan ikisinin orta derecede tedavi yanıt gösterdiği, 6’sında herhangi bir düzelme olmadığı ve kalan 7 hastada paroksetin, sitalopram ve fluvoksamin tedavisine karșın bir değișme saptanamadığı bildirilmiștir. Bu bulguların tersi olarak paroksetinle ve fluoksetinle tedavi bașarıları bildirilmiștir. Literatürde essitalopramın kleptomanide etkinliğini araștıran açık etiketli bir çalıșma bulunmaktadır. Bu çalıșmada 20 olgu essitalopram ile tedavi edilmișlerdir. Olguların %79’unda çalma davranıșında düzelme bildirilmiștir. Bu çalıșmada tedaviye yanıt verenler araștırmaya tedavileri ilaç veya plasebo alacak șekilde devam edilmiștir. Bu devam sürecindeki çift kör dönemde ilaç alanların %43’ünün ve plasebo alanların %50’sinin tedaviye yanıtsızlık gösterdiği saptanmıștır. Bu oranlar arasında istatistiksel bir farklılık bulunamamıș ve gerçek bir ilaç etkisi gösterilememiștir.

SSGİ’lerin kleptomani tedavisinde etkin kullanımlarının yanı sıra literatürde SSGİ’lerin kendisinin kleptomaniye yol açabileceği de ortaya konmuștur. İlginç olarak değerlendirilebilecek bu durum da SSGİ’ler ile tedavi olan üç depresyon hastasında kleptomanik davranıșın ortaya çıkması bildirilmiștir.

Kleptomaninin depresyonla ilișkisi ve komorbiditesi nedeni ile farmakolojik tedavisinde SSGİ’lerin yanında diğer antidepresanlar, lityum, valproik asit ve EKT kullanımı tercih edilmiștir. SSGİ’ler dıșında trisiklik ve tetrasiklik ilaçların da kullanımı ile ilgili olgu sunumları literatürede yer almaktadır. Trazodona yanıt veren ve vermeyen olgular, imipramine yanıtsız fakat desipramine yanıt veren olgular ve nortriptiline yanıt veren bir olgu literatürde yer almaktadır. Bir olguda serotonin norepinefrin geri alım inhibitörü olan venlafaksinin bașarılı tedavi yanıtı bildirilmiștir.[15] Diğer yandan kombinasyonlar da denenmiștir. İmipramin ve lityum kombinasyonu ve fluoksetin ve lityum kombinasyonları ile bașarılı yanıtlar bildirilmiștir. Amitriptilin ile perfenazin kombinasyonunun ve manik özelliği de olan bir hastada valproat ile fluvoksamin kombinasyonlarının bașarılı sonuçları bildirilmiștir; fakat valproat ile klomipramin bașarısız olmuștur.

Duygudurum Düzenleyicileri

Duygudurum düzenleyicilerin kleptomanideki etkisine bakıldığında lityumun tek bașına kullanıldığı olgulardan sadece birinde etkili bulunurken diğer üç olguda bașarısız olarak değerlendirilmiștir. Lityum ile yapılan kombinasyonlarda ise olumlu ve olumsuz yanıtlar bildirilmiștir. Valproik asit bir olguda bașarılı bulunmuș ve sekiz aylık takip süresince de etkisini sürdürmüștür. Karbamazepin ve klomipramin kullanımı olan bir hastada bu kombinasyon bașarılı olamamıștır.

Son dönemlerde nispeten yeni bir antiepileptik olan topiramat psikiyatrideki yeni kullanım alanları olan duygudurum bozuklukları ve yeme bozuklukları yanında literatürde kleptomani olgularında da denenmiștir. Topiramat etkisini olasılıkla GABA reseptörlerine bağlanması ve ikincil mesajcı düzeyinde sodyum ve kalsiyum kanalları üzerinden göstermektedir. Üç olguluk bir seride topiramatın tek bașına veya bir SSGİ ile beraber kleptomanide etkili olduğu gösterilmiștir.

Opioid Antagonistleri

Opioid antagonistleri dürtü ile ilișkili bozukluklarda faydalı bulunmuștur ve madde bağımlılığı ve dürtü kontrol bozukluğu olgularında kullanılmaktadır. Kleptomani farmakoterapisinde diğer önemli bir yaklașım opioid antagonistleri olmaktadır. Kleptomaninin bağımlılık spektrumu ile olası ilișkisi tedavide opioid antagonistlerinin denenmesine yol açmıștır. Opioid antagonistlerinin dolaylı olarak dopamin sistemini etkileyerek etkinlik gösterdikleri ve kleptomanide gözlenen öznel haz ve istekleri etkilediği düșünülmektedir. Naltreksonun etkisini ventral tegmental alan ve prefrontal kortekste dopamin salınınımını inhibe etmesi ile ortaya çıktığı düșünülmektedir. Ventral tegmental alanın beyinin ödül merkezi olduğu ve hayvan çalıșmalarında bu alanın uyarılmasının öznel haz, dürtü ve așerme ile ilișkili olduğu ortaya konmuștur. En sık kullanılan opioid antagonisti naltreksondur. Naltrekson uzun etkili Mü, Kappa ve Lambda reseptörlerinin yarıșmalı opioid antagonistidir. Bir çalıșmada içlerinden birinin kleptomanik olduğu onbeș dürtü kontrol bozukluğu hastasında naltrekson günlük 100-200 mg dozlarda dürtüleri engellemede bașarılı olmuș ve iyi tolere edilmiștir. Literatürde bu ilaç grubunun kleptomanideki etkinliğini gösteren olgu sunumları bulunmaktadır, naltreksonun hem erișkinlerde ve hem de ergenlerde bașarılı tedavi yanıtları bildirilmiștir. Açık etiketli bir çalıșmada kleptomanisi olan 10 hastanın sekizinin naltrekson tedavisi ile 12 haftalık süreçte çalma dürtülerinde anlamlı düzeyde azalma olduğu ve %20’sinin ise semptomlarda tam remisyon gösterdikleri bildirilmiștir. Retrospektif üç yıl süre ile naltreksonun monoterapi olarak 17 kleptomanik hastada kullanıldığı araștırmada hastaların dörtte üçünden fazlasının çalma dürtülerinde azalma olduğunu ve %41.1’inin çalmayı kestiğini ortaya koymuștur. Dannon ve arkadașları iki olgu nedeni ile kleptomanide naltrekson tedavisi kullanımını rapor etmișlerdir. Her iki olguda da kleptomanik davranıșın tedavisinin sağlandığı ve remisyon ile sonuçlandığı bildirilmiștir. Ayrıca hastalarda çok düșük bir yan etki profili gözlenmiștir.

Bir olguda 58 yașında erkek hasta hem kleptomani ve hem de kompulsif cinsel davranıș nedeni ile tedavi altına alınmıș ve hastada fluoksetin, davranıșçı tedavi ve psikoterapötik yaklașımlar denenmiș fakat etkili bulunmamıștır. Takip eden dönemde hastada naltrekson kullanımına geçilmiștir 150 mg/gün gibi yüksek bir dozda hastanın hem cinsel dürtüleri ve hem de çalmaya karșı olan dürtüleri azalmıștır.

Bu olgular vasıtası ile yazarlar naltreksonun ventral tegmental alannükleus akkumbens ve medial orbital frontal korteks devreleri arasında etki ederek dürtü kontrol bozukluklarında zorlanma semptomaları azaltarak etki edebileceğini ayrıca naltreksonun zorlanma semptomu yanında dürtü kontrol bozukluklarında görülen subjektif haz alma deneyimini de etkileyerek etkisini gösterdiği yorumuna gidilmiștir.

Anksiyolitikler

Dirençli kleptomani olgularında buspiron ile güçlendirme tedavilerinin yapılması veya tedaviye diazepam veya alprazolam gibi benzodiazepinlerin eklenmesinin kleptomanik semptomları azalttığı gösterilmiștir. Diğer yandan klonazepam ve alprazolam kleptomani olgularında kısmi bașarı sağlanarak tedavide kullanımıștır.

Elektrokonvulsif Terapi

Kleptomani tedavisinde EKT’nin bașarılı uygulaması da literatürde bildirilmiștir. u olgularda eșlik eden major depresyonun tedavi bașarısında yeri olabileceği ihtimali de göz önünde bulundurularak bugün için kleptomanide
EKT tedavisini yeterli veri toplanana kadar dirençli olgularda kullanımı ile sınırlandırmanın uygun olacağı görülmektedir.

Kleptomaninin farmakolojik tedavisi yukarıda bildirilen olgu sunumları ve az sayıdaki çalıșmaların ıșığında hala karmașıklığını sürdürmektedir. Bu farmakolojik tedavi zorluğunun diğer bir nedeni de kleptomaninin klinik heterojenitesidir. Dolayısı ile kleptomani farmakoterapisinde kleptomaninin alt tipinin belirlenmesi tedavi yaklașımlarını da belirleyecektir. Kleptomaniye eșlik eden duygudurum semptomlarının varlığında mani ve depresyonla ilișkili kleptomani olgularında hastalar duygudurum düzenleyicileri ve antidepresanların kullanımından fayda görebilirler. Mağaza hırsızlığı için așeren ve ailesinde madde kullanım bozukluğu öyküsü bulunanlarda opioid antagonisti olan naltrekson kullanılabilir. Diğer yandan kleptomani semptomları dürtüsellik ve dikkat eksikliği ve /hiperaktivite bulguları ile seyredenlerde ise uyarıcılar etkili olabilir.

Kleptomani (Çalma Hastalığı) Tedavisinde Psikoterapiler

Psikodinamik Yaklașımlar

Kleptomani tedavisinde farmakoterapilerin yanı sıra psikoterapiler de kullanılmaktadır. Psikodinamik faktörlerin kleptomani etiyolojisindeki yeri araștırılmıștır. Psikoanalitik ve psikodinamik psikoterapiler geçmiș on yıllarda tercih edilen tedavi yaklașımı olmuștur. Dinamik yaklașımlarda temel hedef hastanın bilinçaltına erișmek, davranıșın altında yatan motivasyonu belirlemek ve görüșmeler sürecinde hastaya davranıșını değiștirmesinde yardımcı olmaktır. Psikoanaliz uzun bir tedavi sürecini içermektedir ve kleptomani ile ilgili tedavi sonuçları tartıșmalıdır. Ayrıca bu terapilerde uzun dönemli takip bilgileri yeterli değildir. Psikodinamik yaklașımların etkinliği herhangi bir kontrollü çalıșma bulunmaması nedeni ile bilinmemektedir. Olgu sunumları, bazı hastaların psikodinamik yaklașımlara zaman zaman bașarılı sonuçlar verdiği, psikoterapinin ilaçlarla birlikte kullanımının da olumlu sonuçlanabildiği fakat diğer yandan bazı olguların ise yıllar süren terapiler sonrasında her hangi bir düzelme göstermediği bildirilmiștir. Erken yașam deneyimlerinin ve mizacın etkilerinin araștırıldığı bir çalıșmada kleptomanik bireylerin anne ve baba bakım puanlarının ve anne koruma puanlarının anlamlı olarak kontrol grubundan düșük olduğu bildirilmiștir. Bu hastaların ayrıca daha yüksek yenilik arama puanları ve zarardan kaçınma puanları gösterdikleri ortaya konmuștur. Kleptomani hastalarında dürtüselliğin en önemli psikopatolojik özellik olduğu ve bu özelliğin kleptomaniyi diğer dürtü kontrol bozukluklarından ayırdığı bildirilmiștir.

Davranıșçı Terapiler

Kleptomani ile elde edilen veriler dürtü davranıșını hedef alan davranıșçı tedavilerin tedavi yaklașımındaki olası yerini ișaret etmektedir. Bilișsel davranıșçı tedaviler kleptomani tedavisinde psikodinamik psikoterapilerin yerini almıștır. Bilișsel davranıșçı tedaviler özellikle farmakoterapi ile birlikte kullanıldığında dürtü kontrol bozuklukları tedavisinde bașarılı bulunmuștur. Bilișsel davranıșçı tedavinin depresyon, anksiyete bozuklukları ve patolojik kumar gibi bozukluklardaki etkinliği yanında kleptomani tedavisindeki etkinliği ile ilgili çalıșmalar literatürde yer almamaktadır. Bilișsel davranıșçı tedavilerin dürtü kontrol bozukluklarında kullanımı bașlıca doğru olmayan ve ișlevsiz düșüncelerin bilișsel yapılandırılması, strese karșı problem çözme yaklașımları ile alternatif yanıtlar olușturma ve yüksek riskli durumların belirlenmesi ile kaçınma davranıșı olușturarak yinelemelerin önlenmesi șeklinde sağlanmaktadır. Yapılan çalıșmalar gizli duyarlılaștırma tekniğinin ampirik kantılar ıșığında en bașarılı yaklașım olduğunu göstermektedir. Bilișsel davranıșçı yaklașımların dürtüselliği azaltma ve problem çözme becerilerini arttırma hedefleri ile her tedavi protokolünde yer alması uygun olacak gibi görünmektedir. Diğer yandan bilișsel davranıșçı tedavilerin kleptomanideki etkinliğini araștıran randomize kontrollü çalıșmalar bulunmamaktaysa da bilișsel davranıșçı yaklașımın bu bozuklukları araștırmada etkin bir model olduğu genel kabul görmektedir.

Literatürde bilișsel davranıșçı tedavi ile ilgili kontrollü çalıșmamaların bulunmamasınn yanı sıra bazı olgu serileri yayınlanmıștır ve elde edilen sonuçlar ümit vericidir. Son birkaç on yılda bilișsel davranıșçı tedaviler kleptomanani tedavisinde ve eșlik eden davranıș sorunlarında psikoanalitik ve psikodinamik tedavi yöntemlerinin yerine geçmiștir. Bu süreç içerisinde bașlıca kullanılan bilișsel davranıșçı teknikler gizli duyarlılaștırma, imajinasyonel duyarsızlaștırma, sistematik duyarsızlaștırma, tiksindirme tedavisi, șekillendirme, davranıșsal zincirleme, problem çözme, bilișsel yeniden yapılandırma, gevșeme teknikleri ve alternatif tatmin yöntemlerinin kullanılmasıdır.

İlk dönemlerde gizli duyarlılaștırma tekniği ön plana çıkmıștır. Gizli duyarlılaștırma tekniği çalma isteği ile birlikte hayal edilmiș çalma davranıșlarının sonuçlarının ilișkilendirilmesi olarak uygulanmaktadır ve özellikle bulantı kusma gibi imajinasyonlar yerine kleptomaniye özgü sonuçlar ile örneğin yakalanma veya hapise atılma gibi durumlar yaratılarak bașarılı bir șekilde kullanılabilmektedir. Bu yaklașımda bireyler önceden belirlenen bir noktaya
kadar yüksek sesle senaryoyu anlatırlar. Bu sırada her șey tüm detayları ile gözden geçirilir, eșlik eden anksiyete tanımlanır ve sonuçlar cezaevinde geçen güne veya mahkeme kararının okunduğu sürece kadar sürdürülür. Tekrarlayan caydırıcı olumsuz sonuçların ilișkilendirilmesi çalma davranıșını azaltmakta ve uygun davranıșın sağlamlașmasına da eșlik etmelidir. Bu tekniğin maruz bırakma ve yanıt engelleme teknikleri ile beraber kullanıldığı bir olguda, hasta dört aylık bir süre içerisinde yedi kez tedavi oturumuna katılmıștır. Hastadan çalma davranıșı ile beraber çalma davranıșının sonuçlarını hayal etmesi istenmiștir. Bunlar dükkan sahibi tarafından görülme, güvenlik
tarafından yakalanma, kelepçelenme, polis arabasına bindirilme, hâkim karșısına çıkma ve utanç duyguları olușması șeklinde sıralanmıștır. Süreç içerisinde mağazalara gitmesi ve mağaza sahibi ve güvenlik tarafından izlendiğini hayal
etmesi istenmiștir. Bu hasta sonuçta çalma davranıșlarında azalma olduğunu fakat çalma dürtülerinde bir değișiklik olmadığını bildirmiștir.

Diğer bir teknik olan imajinasyonel duyarsızlaștırma ilaç tedavisi ve içgörü yönelimli tedavilere yanıt vermeyen iki kadın hastada bașarı ile kullanılmıștır. Bu hastalar önce progresif kas gevșemesi sağlamıșlardır. Sonrasında hastalardan çalma davranıșının her basamağını hayal etmeleri istenmiștir, bu sırada terapist hastaya yaptığının yıkıcı bir davranıș olduğunu, bu dürtüsünün kontrol edilebilir olduğunu kabul ettirip bir çalma davranıșı ile sonlanmasını engellemiștir. Bu terapi süreci ile hastalar son basamakta kendilerini frenleyebilmișlerdir. Sonuçta hastalarda kleptomani davranıșında remisyon ortaya çıkmıș takip sürecinde de üç hafta boyunca remisyon devam etmiștir. Sistematik duyarsızlaștırmanın uygulandığı bir hastada bir çok çekici durum bir hiyerarși olușturmak amacı ile kullanılmıștır. Çalma dürtüsü olușturma ve anksiyeteyi arttırma düzeylerine göre sınıflandırılmıștır. Onaltı görüșmenin yapıldığı terapi süreci sonrasında bașarılı bir tedavi gerçekleșmiș ve takip eden on ay sürecinde herhangi bir kleptomani davranıșı ortaya çıkmamıștı.

Son bir tedavi yaklașımı olarak bilinen, hastaların bazen kendi kendine uyguladıkları alıșveriși kesme davranıșıdır. Bu yaklașımda hastalar bir tedavi girișimi olarak tüm alıșveriș davranıșlarını kendilerine yasaklarlar. Bir kendine yardım davranıșı olarak olușan bu tedavi ne yazık ki bazı olgularda izolasyonu arttırmaktadır. Ara sıra bașarılı olan hastalar bunu bildirmekte fakat bu yaklașımın tahmin edilenin de üstünde bir oranda uygulandığı kabul edilmektedir.

SON HABERLER
İLGİLİ HABERLER