Anneler Gününün Ardından… | Ayşenur Asuman UĞUR | Official Website
asumanugur.com
Tvnet Sağlık Raporu

Anneler Gününün Ardından…

0

Anneler de evlatlarının.

Ya annesi olmayanlar?

Ya da anne olamayanlar?

Ya evladını kaybedenler?

Onlar da biraz üzüntülerinin reklamını yaptı bu anneler gününde belki.

Paylaştıkça artan mutluluk, paylaştıkça azalan üzüntü diyelim ve geçelim…

Peki her kadın bir gün anneliği tadabilecek mi?

Elbette hayır.

İstediği halde tadamayan da olacak.

Zaten anne olmayı düşünmeyen de bu tadı merak etmiyor demek.

Mevzuya biraz şöyle bakalım…

UNUTMA: “BİYOLOJİK SAAT İLERLİYOR”

İnsan vücudundaki hormonların ne zaman salgılanacağı gibi metabolik işlemleri düzenleyen “biyolojik saat”in ilerlediği gerçeği kadınların çoğunun aslında gündemlerinde değil.

Kimi kadınlar kariyer peşindeyken biyolojik saatinin de bir yandan işlediğini pek de düşünmeden hareket edebiliyorlar.

İster ruh ikizi deyin, ister doğru adam. Kimi kadınlar da bu arayıştayken…

Kimileri de evlendim. Biraz da böyle zaman geçirelim derken…

Ya çocuk olunca pek gezemeyiz ! Önce gezelim, görelim diyenlere ne demeli peki?

Bir de bu dünyaya çocuk getirmek mi diyen bir grup var ki…

Tabii gerekçeler çoğaltılabilir…

Gerçekten anne olmak istersiniz ya da istemezsiniz. O herkesin kendi bileceği bir durum elbet.

Ama son yıllarda eğitim ve kariyer isteğinden dolayı en bilinçli, kültürlü dediğimiz kadınların bile üzerinde kafa yormadığı, bir uzmana fikir danışmadığı bir konu var.

Biyolojik saatim acaba ne durumda?

Yaş ilerledikçe dış görünüşe yansıyan gerçek yaşı artık daha aşağılara çeşitli yöntemlerle çekmek mümkün. Fakat biyolojik yaş için bu pek de mümkün değil…

İşte yukarıdaki nedenlerden dolayı anne olmayı erteleyenlere bir tavsiye.

Biyolojik yaşınıza baktırın. Kararınızı da ona göre verin.

Zira son yıllarda ayrıca konuşulması gereken pek çok nedenden dolayı kadınlarda biyolojik saat çok daha hızlı ilerlemeye başladı. (Erken menapoz, yumurta sayısının azalması vb)

Tüp bebek merkezlerindeki doluluk oranlarına bir bakınız.

Ya tüp bebeğin konuşulduğu sağlık programları ve haberlerin adedine…

İşte tüm bunlar artık anne olmakta zorlandığımızın bir göstergesi.

Bir eğitimci, programcı gözüyle ve bir de YEŞİLAY’cı olarak şu tavsiyeyi vermeden  geçmem mümkün değil.

Biyolojik saatin hızlı ilerlemesini bir miktar geciktirmek mümkün.

“Tütün ve diğer bağımlılık yapıcı maddeleri tüketmekten sakının.”

Şimdi mevzuya biraz da buradan bakalım.

ANNELER GÜNÜ KUTLAMALARINI ABARTMAYALIM

Neden mi?

Birine anne demek için çırpınan o kadar çok yavru var ki…

Annesini çocuk ya da genç yaşta kaybeden onca yavrunun yerine kendinizi koydunuz mu?

Terörün ya da bir hastalığın pençesinde evladını kaybeden ya binlerce anneye ne teselli vermeli ?

Peki, çocuklukta, gençlikte ya da orta yaşta, ömrünün baharı denilen zamanlarda anne olma şansını yitiren, annelik için biyolojik zemini olmayan binlerce kadın sizce ne hissediyor?

Tüp bebek merkezlerine umutla giren onca kadın ve tüp bebek merkezinden umudunu kaybederek çıkan kadınların yerine kendinizi koydunuz mu?

Ya da doğru adamı bulamayan ama içinde annelik isteği olanlar da yok mu?

Ya bebeğini daha doğmadan kaybedenler ne hissettiler düşündük mü?

Peki bebeğini doğumda kaybedenler böyle günlerde ne hissediyordur?

Bu sebeplerden dolayı yuvası yıkılanlar yok mudur?

İşte bir dahaki anneler gününe bir de bu pencereden bakmak için pek çok neden…

Lütfen bundan sonra artık biraz daha az reytingli, özenli ve sakin anneler günü kutlamaları.

Anne olmayan ve olamayanların, annesini ya da evladını kaybedenlerin ötekileştirilmediği bir hayat….,

AYŞENUR ASUMAN UĞUR

 

Anneler Gününün Ardından..

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.