asumanugur.com
Tvnet Sağlık Raporu

23 KASIM 2015 / UÇUŞ FOBİSİ BAĞIMLI YAPMASIN…

0

Uçuş fobisi aslında bir hastalık. Kalp atım hızının artması ve kaygı ile kendini gösteren uçuş fobisinde kişi, ağlama krizine girebilir, bağırabilir ve bayılabilir. Bu durumu bilenler sakinleştirici ilaç alırlar. Ama bu ilaçlar da bağımlılık yapabilir.

Fobilerin içinde en yaygın olanı kedi, köpek, yılan ve uçuş fobisi olarak adlandırılan özgül fobiler. Özgül fobilerin sebebinin kişinin geçmişte yaşadığı olumsuz olaylar olduğu düşünülse de bunun pek doğru olmadığını vurgulayan Psikolog Gülhan Akşit “Uçak korkusu da özgül fobi grubuna dahil olduğu için, kişi mantıksız korkulara sahiptir. Bir çoğu uçağa binmek yerine daha eziyetli yolculuklar yapmaya razı olurlar. Şayet uçak korkusu olan bir kişi mecburen uçağa binmek durumunda ise, uçağın düşeceğine dair şiddetli korku hisseder. Uçağın her hareketini her sarsıntıyı duydukları her sesi patlayan bir motoru, bir arıza işareti olarak yorumlarlar. Uçağın her an düşeceği korkusu yaşarlar” diyor.

Fobi mi depresyon mu?

Yıllarca uçağa korkmadan binen birinde ilerleyen zamanlarda da uçak fobisi görülebildiğini söyleyen Gülhan Akşit şunlara dikkat çekiyor: “Uçakta yaşanan kötü bir anı sonradan uçak fobisi oluşmasına neden olabilir. Bu kötü anı sonucunda uçakta başlayan depresyon sonucu fobi gelişebilir. Örneğin ileri derecede ağır fobisi olanlarda bunun nedeninin altında depresyon yatabilir. Bu durumda depresyon gibi sorunlar da uçak fobisi ile birlikte tedavi edilebiliyor.”

Yaş ilerledikçe açığa çıkıyor

Fobinin büyüdükçe açığa çıkan bir durum olduğunu söyleyen Psikolog Gülhan Akşit devam ediyor: “Uçuş fobisine çocuklar da pek rastlanmıyor. 6 yaşındaki bir çocukta fobi olmaz. Uçak fobisi gibi mantıksız korkular yaş ilerledikçe ortaya çıkar.
Ama her insanda herhangi bir fobi görülecek diye de bir durum yoktur.”

Sakinleştiriciye bel bağlamayın

Gülhan Akşit, “bir yerden bir yere uçulması gerektiğinde uçak korkusu olanlar yüksek doz sakinleştirici alıyor. Bu sakinleştiriciler birçok ilaca oranla kısa zamanda bağımlılık yapabiliyor. Bu ilaçların bağımlılık verici etkisi uçaktan indikten sonra da hayatın sıkıntılı dönemlerinde de kullanılabiliyor” diyor.

Hipnoz ile %99 iyileşme
Bir kişide epilepsi hastalığı ve bir akıl hastalığı varsa hipnoterapi yapılmaması gerektiğini söyleyen Psikolog Gülhan Akşit devam ediyor: “Bu rahatsızlıklar dışındaki hasta grupları hipnoterapiye uygundur. Fakat hipnoterapinin başarısı hastanın teslimiyetine bağlıdır. Hipnoz tekniğine karar verme sürecinde, hastanın hobileri, nelerden hoşlandığı, nerede olmaktan zevk aldığı gibi onun iyi hissettiren bilgiler toplanır. Seans sayısı ise hastadan hastaya göre değişir.”

Bu terapiyi herkes yapamaz
Herkesin hipnoterapist olamayacağına ve hipnoterapi yapamayacağına dikkati çeken Psikolog Gülhan Akşit şöyle devam ediyor: “Normal bir insan hipnoterapist olamaz. Hipnoterapiyi sadece tıp doktoru, diş hekimi ya da psikolog yapabilir. Çünkü hipnoz altında gelişebilecek bazı acil durumlara ancak bir sağlık görevlisi ya da psikolog müdahele edebilir. Bu alanlardan olmayan birinin müdahele etmesi cerrah olmayan birinin eline neşter alıp hastaya girişimde bulunmasına benzer.”

Cep telefonu yemeğin tadını kaçırıyor
Yapılan bir araştırma sonucuna göre yemek sırasında cep telefonu kullanmak tatsızlaştırıyor. Psikolog Stephanie Davies yaptığı araştırmaya göre, yemek sırasında masaların üzerinde bırakılan cep telefonları, yemek yiyen kişilerin stresini arttırıyor ve yemekten tam anlamıyla tat almalarını engelliyor. Stephanie Davies araştırmasıyla ilgili “Cep telefonlarının masa üzerindeki varlığı, yemek esnasında düşük düzeyde de olsa bir duygusal strese neden oluyor” şeklinde açıklama yaparken “Yemekte de telefonlarımızı
düzenli olarak kontrol etme ihtiyacı hissediyoruz. Bu da stresi artırıyor” diyor.

 

23 KASIM 2015 / UÇUŞ FOBİSİ BAĞIMLI YAPMASIN…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.